ÇEVİRİ FİRMALARI VE KALİTE STANDARTI

Hepimizin bildiği gibi, birçok sektörde firmaların birtakım standartları benimseyerek kurumsallaşması yönünde atılan adımlardan birisi de kalite standartlarına uygunluk sağlayıp belirli sertifikasyon düzeylerini belgelemeleri yani ISO standartlarına kavuşmaları…

 

Açıkçası kendi adıma itiraf etmeliyim ki çeviri firmalarının bu standartları benimseyerek bu anlamdaki belli kalite standart sertifikasyonlarını belgelemeleri beni hem şaşırtmış hem de sevindirmişti. Gerçekten de cebinde belli bir parası olup notere giden, bir dükkânı kiraladığına dair kira sözleşmesini ibraz eden herkesin sorgusuz sualsiz çeviri firması açabildiği bir ülkede çeviri firmalarının kalite standartlarını önemseyip bu sertifikasyona hak kazanmak için çaba sarf etmesi gerçekten ütopik gelmişti. Geçen sene çalışmış olduğum medikal ithalatçı firmanın – dikkat buyurun çeviri firması değil- bile bu sertifikayı alırken gösterdiği performans ve hazırlığa şahit olduğum için ülkemizde yüzde doksan sekizi derme çatma olan çeviri firmalarının bu çabası gerçekten takdire şayan ve şaşırtıcı gelmişti.

 

Çeviri firmalarının kalite standardı sertifikasyonu konusunda aklıma takılan başlıca sorular şöyleydi:

1-Artık çeviri firmalarının kurucu ve yöneticileri, çeviri ile ilgili belli bir eğitimi almış, çeviri alanında belli oranda performans ortaya koyması gerekecek miydi?

2- Kendilerini proje koordinatörü olarak sunan kişilerde belirli şartlar aranacak mıydı? Yani proje koordinatörlüğü müessesesi artık tek vasfı telefonda “size proje gönderdik, bir an önce yapın” diyen arkadaşlardan kurtulacak mıydı?

3- Geniş kapsamlı projeler yönlendireceklerini belirten firmalar artık CAT-TOOLS olarak adlandırılan oldukça yüksek maliyetli yazılımlara kendileri sahip olacak ve yüksek kalitenin ve gizlilik hususunun gerektirdiği şekilde kendi sunucuları üzerinden bu yazılımları kullandıracaklar mıydı?

4- Mucizevî şekilde her dilde ve alanda çeviri hizmeti verdiklerini iddia eden firmalar, sahip olmakla övündükleri yüksek kalite standardının gerektirdiği şekilde her dilde ve alanda editing, redaksiyon, proofreading ve backtranslation yapabilecek elemanları kadrolu olarak çalıştıracaklar mıydı? Örneğin, medikal çevirmenlerin gönderdiği metinleri, tıpla ilgileri ancak eve giderken sağlık ocağının önünden geçmek olan ofis çalışanlarına kontrol ettirip, bu değerleri kendilerinden menkul arkadaşların beğenmedikleri özgün terminolojiye sahip tıbbi metinleri medikal çevirmenlere “bu metin hiç olmamış, bir daha kontrol edin” diye göndermekten vazgeçecekler miydi?

 

Çeviri firmalarının, yüksek kalite standartlarına kavuştuklarında nelerin değişeceğini deneyimli bir çevirmen olarak merak ediyorum.

 

Bu arada, gurur duyularak belirtilen “yüksek kalite standardı” ifadesini daha kimse bilmezken, çevirmenin emeğinin karşılığını vermek için her türü ahlaki ve kurumsal standardı kendiliğinden benimseyerek bugünlere gelen, sayısı belki bir elin parmağını geçmeyen çeviri firmaları önünde saygıyla eğiliyorum.

 

Filoloji mezunları olmasa bizler hatalarımızı görüp kendimizi geliştiremez, ahlaki ve kurumsal standartları kimse bilmezken kendiliğinden benimseyen o saygıdeğer çeviri firmaları olmasaydı, bizler çevirmen olamaz, ekmeğimizi bu meslekten kazanamazdık.

 

Standart diye bir şey varsa herhalde bu olmalı…

 

Şükran duygularımla,

 

Ümit Yakup DURAL

Medikal Çevirmen

ÇANAKKALE’DEN LANGERHANS ADACIKLARINA VİVALDİ DİNLERKEN

Hayatın umarsızca akıp giden heyecan dolu akışında, birçok olguyla yüz yüze gelir kendine özgü birçok insanla karşılaşırız. Kimisi hayatımızın merkezindedir, kimisiyle ise zaman zaman karşılaşırız, adeta hayatımızın kıyısında bir yerlerdedirler. İşin ilginç yanı, hayatımızın kıyısındaki bu insanların hayatımızdaki yeri merkezindekilerden daha önemli ve vazgeçilmezdir. Kimimiz bu durumun gerçek anlamıyla farkındadır. Kimimiz ise ancak belli durumlarda farkına varırız, daha doğrusu farkına varmak zorunda kalırız. Aslında farkında olmayanları da anlamak gerekir çünkü ne kadar değerli olduklarını bilmeleri için ancak yaşadıkları hakkında en azından belli bir oranda fikir sahibi olmak gerekir.

Mesela doktorları ele alalım. Hastaneye gittiğimizde poliklinikte başına toplanmış onca hastaya rağmen nezaketini hiçbir zaman bozmadan herkesi muayene etmeye uğraşan, varsa özel muayenehanesinde hastalara çare bulmaya çalışan, markette karşılaştığımızda sakin bir şekilde alışverişini yapan, gördüğünde sizi kibarca selamlayan, kasiyere kolay gelsin demeden ödeme yapmayan kendi halinde farklı ve özel bir insan grubudur. Kendilerine ayırdıkları özel zamanlarında genellikle kitap okuyan veya tiyatroya giden değerli kişilerdir. Her zaman merak etmişimdir gerçekten iç dünyalarında da böyle huzur dolu bir sükûnet mi vardır. Öyle ya, o kadar hastayla uğraş, operatörsen ameliyatına gir… Bir yandan geçim derdi… Bildiğiniz gibi, ülkemizde dört başı mamur bir maaş da aldıkları söylenemez… Sonra aldıkları tıp eğitimi boyunca okudukları kitaplarının yanı sıra, takip ettikleri dergileri de gözünüzün önüne getirdiğinizde o kadar ılıman bir ruh iklimine sahip olmaları akla pek yatkın gelmez açıkçası…

Gerçekten de yakından gözlemlediğimde gördüm ki gerçekten kendi içlerinde oldukça heyecanlı bir yapıya sahipler… Görüntülerinin tam aksine en sakin insanı bile maceraya sürükleyebilecek bir ruha sahipler… Özellikle yakın çevremdeki cerrah arkadaşlarım. Mesleğim gereği oldukça fazla cerrah tanıdığım için onların bu heyecanlı yapısını da anlayabiliyorum. Sürekli stresli ve zamana karşı yarışan bir hayatları olduğu ve hepsinden önemlisi de yaşam savaşının kazanılmasında cephenin en önünde savaştıkları için artık normal bir insanın ruh haline bürünmeleri imkânsız. Düşünsenize Bingür Sönmezin yerinde olduğunuzu… Bizim Body World Sergisinde bile zor ayırt edebildiğimiz kalp kapakçıklarındaki bir tıkanmayı açmak için asgari 16 saat sürebilen bir ameliyata girdiğinizi… Lüks otellerin misafirlerini konfor içinde taşıyan asansörleri gibi taşıyamayabilir kimi zaman asendan arterle desendan arterler kanı ne de olsa. Hayal edebilir misiniz Trabzon Numune Hastanesi’nde yaptığı başarılı ameliyatlarla tüm Karadeniz Halkının sevgilisi olan Gastroenteroloji dehası Operatör Doktor Can Keçe’nin pankreastaki Langerhans Adacıklarındaki tümörleri temizlerken yaşadığı yürek çarpıntısını… Etraftaki organlara zarar vermeden, tümörü de ikinci bir ameliyata gerek bırakmadan tamamıyla çıkarırken yaşadığı heyecanı hangi normal insan yüreği tolere edebilir? İşte böylesi zor stresli zamanlarda bu değerli operatörlerin kendi içlerinde adeta dört mevsimi yaşarlar. Yolunda giden bir ameliyatta yazın Bodrum’da girdikleri havuzda hissederler kendilerini. Ameliyatın başlangıcında baharın umudunu yaşarlarken gelişebilecek komplikasyonlar hınzırca kışı hatırlatan sonbahar mevsimini duyumsarlar. Kimi zaman ise kendi varlıklarını bile sorguladıkları kışı yaşarlar ameliyat masasındaki hastaları yaşama savaşını kaybettiğinde… Evet, hasta değil hastalarıdır onların. Onlarındır çünkü Allah hastalarının kaderini bir ölçüde onların eline bırakır bu saniyelerin yıl gibi geldiği zaman diliminde… Kimse farkında olmaz çoğu zaman bu sahiplenmenin. Onların da bunun bilinmesi için fazladan çabaları olmaz zaten. Bilen bilir, bilmeyene ise anlatamazsınız. İşte böylesi anlarında Vivaldi yol arkadaşlığı yapar onlara bestelediği ölümsüz eseriyle. Kimi zaman ise Bach besteleri çalar ameliyathanenin müzik setinde, kimi zaman Mozart… Gördüğünüz gibi, bir hastanın yolu buz gibi ameliyathanede kesişir Bingür Sönmez ve yaşadığından bile habersiz olduğu Vivaldi veya Mozart ile. Kaderinin bir cilvesidir adeta.

Sadece ameliyathanede verilen savaşların tarafı mıdır hekimler sanıyorsunuz? Oysa onlar yaşamak için kimi zaman öldürmeye de mecbur kalırlar kaderlerinin bir başka oyunu olarak. Hem öyle düşünme fırsatı vermez onlara… Hayatlarının daha baharındayken, analarının sıcaklığına doyamadan yanlarına sadece ceylan gözlü, şiir sözlü sevgililerinin yadigârı mendilleriyle kendilerini Çanakkale’de bulurlar Genç Tıbbiyeliler gibi. Oluk oluk kan aktığı için Kanlı Sırt adı verilen mevkide adeta aort damarındaki kanın akışına şahit olurlar bir bakıma…

Anlatırken bile insanın kanını donduran zaman dilimlerini büyük bir vakurla ve Allahtan gelen tevekkülle yaşarlar, insanların kaderlerini sırtlanırlar umarsızca. Onlar her zaman kahramandır. Her yerde vardır onlar ancak kendilerini göstermeye tenezzül etmezler. Ne zaman ki bir yaşam savaşının belirtisi kendisini gösterir hemen aslan kesilirler. Komutanlığı ele alırlar. Lüks bir alışveriş merkezinin birbirinden ışıltılı lokantalarında yemek yerken herkes birbirinin aynı görünür insanın gözüne ancak o kalabalık içinde birisi bayıldığında hemen o kahramanın sesi duyulur “Açılın ben doktorum” diyen.

Gördüğünüz gibi yaşam savaşının önde gelen kahramanları böylesi heyecan dolu bir hayat yaşar, kutsanmış ömürlerini sessizce ama vakur için yaşayıp giderler.

Elbette ki yaşam savaşının başka yardımcı kahramanları da vardır… Özellikle hemşireler en önemli tanıkları ve en değerli yardımcılarıdır onların… Kader ortağıdır hekimlerin hemşireler… Kâh son bir ümit kalp masajı yaparken, kâh yeni bir hayatın müjdesi bir bebeğin dünyaya gelmesine aracılık ederken…

Ancak kabul etmek gerekir ki, yaşam savaşının kahramanı, komutanı ve zaferin sahibi hekimlerdir. Çünkü hepimiz biliriz ki savaş kaybedildiğinde asılacak kim ise zafer de ona aittir. Sizce de öyle değil mi?

Değerli Hekimlerimizin Tıp Bayramını Saygıyla Kutluyorum. Sizlere minnettarız.

Ümit Yakup Dural
Medikal Çevirmen / Biyolog

REDAKSİYON AHLAKI

Medikal çevirmenler olarak en çok karşılaştığımız sorunlardan birisi, sunduğumuz medikal çeviri hizmetinin binde birini ortaya koyamayacak birtakım ihtiyaç fazlası personelin bu eksikliklerini yapmış olduğumuz çevirileri kontrol etmesidir.

Onlar için mesleki intikam alma fırsatıdır bu işlem… Medikal çevirmenler kadar dil becerileri yoktur. Terminoloji bilgileri yoktur. İfade zenginlikleri yoktur. Deneyimleri yoktur. Kısacası, çeviri konusunda sizinle kıyaslandığında onlarla tek ortak yanınız, sizin zirvesine çıktığınız mesleğin henüz başlangıcında olmalarıdır.

Böylesi durumlarda, mümkün olduğunca düzeltme yaparlar çevirinizin üstünde… Çevirmen olarak yapmış olduğunuz tercihlerin, yılların içinden taşıdığınız deneyimin hiçbir önemi yoktur. Kelimelerin birçok anlamı olabileceğini, çevirmenlerin de farklı düşünceleri olabileceği ya hiç düşünülmez ya da… Görmezden gelinir… Çeviri firmaları ise çoğunlukla ilaç firmalarının görüşüne değer verirler… Onlar ilaç firmalarının anlı şanlı redaktörleri sizler ise altı üstü medikal çevirmensinizdir… İlaç firması yetkilisi öyle buyurduktan sonra medikal çevirmenin sözü mü dinlenir değil mi ama?

İşin garibi, bazı redaktörler öyle ilginç performans gösterirler ki şaşar kalırsınız. Sözgelimi, arama zahmetine katlanmadıkları çeşitli çevrimiçi sözlüklerden geçtim, düzeltme yaptıkları metinler bile onların yanılgısını ortaya koyar. Ama tabii dikkate alana…

Metinde öyle bir yer gelir ki, en baştan bu yana sırf düzeltme yapmış olmak için kullandıkları kelimelerin kullanımının yanlışlığı ortaya çıkar… Çünkü medikal çevirmen de o kelimeleri seçip metne koyarken bütün metni dikkate almıştır. Komik duruma düşer de farkında olmaz. Sonra tekrar sizin önünüze gelir adeta ”bak ne yapmışsın dercesine”, bakarsınız, akademik ve nezaket dolu cümlelerle ortaya koyarsınız tercihinizin neden doğru olduğunu, onunkinin ise neden anlamsız olduğunu… Anlar mı bilemeyiz, çoğu zaman anlamaz, anlayabilmesi için gereken ne İngilizce ve Türkçe dilbilgisine sahiptir, ne deneyime, ne de çeviri becerisine…

Bir yandan hastalarını tedavi ederken bir yandan da akademik çalışmalarını sürdüren hekimlerle çalıştığınıza şükreder, onlar için en güzel dileklerinizi ve dualarınızı sunarsınız Allaha ve ilaç firmalarındaki kompleksli redaktörleri de kompleksleriyle baş başa bırakırsınız. Elinizden başka şey gelmez çünkü… Onları görünce, çeviri firmasında görev yapıp, anlamadığı bilmediği halde her türlü metni kontrol etmeye heveslenen, kendilerini editör veya redaktör sanan “office boy” formatındaki arkadaşlara kızdığınıza da pişman olursunuz…

Akademisyen hekimler, iyi ki varsınız…

ÇEVİRİDE DENEYİM KAZANMA PRATİĞİ

Serbest çevirmen olarak hizmet veren değerli meslektaşlarımızın, herhangi bir dosyanın çevirisiyle görevlendirilmeden de uygulayabilecekleri deneyim kazanma pratikleri vardır.

Bu pratik yöntemleri şöyle sıralayabiliriz;

  • Çeviri firmalarından alabilecekleri belirli formattaki çeviri dosyaları üzerinde çalışmak
  • İnternetten bulabilecekleri dosyalar üzerinde çalışma yapmak
  • Meslektaşlarıyla aralarında farklı alandaki metinlerin alışverişini yapmak ve bunlar üzerinde çalışmak

Açıklayacak olursak, kimlik, diploma ya da pasaport gibi standart metinleri çeviri firmalarından alarak bunlar üzerinde çalışarak kendilerini geliştirebilir, böylece ilgili firmalar gereksinim duydukları anda çalışma ilişkisine girebilirler.

Belli bir çeviri alanına ilgi duyan çevirmenler, internette bu alana yönelik ilginç metinler bulabilirler, çevirisini yapabilirler ve bu alanlarda deneyimli çevirmenlere göndererek kendilerinden görüş isteyebilirler. Sözgelimi medikal çeviri alanında, değerli meslektaşlarımın bu yöndeki çabalarında, kendilerine yardımcı olmaktan memnun olurum.

Çevirmenlerin ayrıca kendi aralarında da birbirinden farklı metin türlerini de paylaşmaları ve farklı metin türlerinde kendilerini sınamaları, beğenilmiş çeviri ile kendi yaptıklarını karşılaştırmaları oldukça yararlı ve deneyim kazandırıcı bir yöntem olacaktır.

Açıkçası, deneyimsiz olarak nitelendirilen genç meslektaşlarımızın belirtmiş olduğumuz pratiklerden faydalanarak, işi zamanında teslim etme ve sorunsuz çeviri stresi yaşamadan ve çeviri işletmesinin müşteri karşısındaki konumunu riske etmeden, çeviri beceri ve deneyimlerini artırabileceklerini düşünüyorum.

Ayrıca, genç ve deneyimsiz meslektaşlarımızın çeviri becerisi bakımından aşama kaydetmelerini sağlayacak daha farklı yöntemler de bulunabilir.

Her Metni Çeviririm Alan Malan Fark Etmez, Ne De Olsa Google Mezunuyum

Öncelikle belirtmek isterim ki, sağlam dil altyapısına sahip olan ve uzun süre çeviri yaptıktan sonra belli alanlarda deneyim kazanan değerli meslektaşlarıma saygım büyük… Özellikle de filoloji mezunu arkadaşlarda böyle bir cevher gerçekten var. Doğaldır ki filoloji dışındaki alanlardan mezun başka meslektaşlarımızda da bulunabilir. Ancak, kimse kusura bakmasın bu beceri bugün çevirmen olarak ortaya çıkan arkadaşların pek azında mevcut…

Zaten böylesi önemli konuların istisnalarla hallolması mümkün değil. Her zaman savunduğum gibi, spesifik alanlarda çeviri yapabilmek için mutlaka bu alanlarda temel altyapının ilgili fakültelerde verilmesi gerektiğini düşünmekteyim.

Neden derseniz, literatür olarak adlandırdığımız metinler, öncelikle bu alanlarda uzmanlaşan kişiler tarafından meydana getirilmiş ve aynı yolda ilerleyenlere yönelik olarak hazırlanmaktadır. Örneğin bir hukuki literatüre tamamen hâkim olup çevirisini yapmak için bu alanda temel bir altyapıya sahip olmayı gerektirir. Keza tıbbi alanlardaki metinler için de aynı şey geçerli… Ayrıca uzmanlık gerektiren metinler literatürlerden ibaret değil… Gene medikal metinlerden örnek verecek olursak örneğin bir hasta raporunun çevirisini medikal alanda temel bilgisi olmayan bir kişinin çeviri yapmaya çalışması açıkçası bence cinayete tam teşebbüsle eşdeğerdir… Nitekim geçtiğimiz günlerde değerli bir meslektaşımızın bildirdiği gibi hidrosefali yerine anladığını çeviren sözde bir medikal çevirmen yüzünden az daha bir hasta canından oluyordu. Allahtan ilgili hekim konuya hâkim olduğundan yanlışı fark ediyor ve yanlışlığı düzeltiyor.

Anlaşılacağı üzere, önüne gelenin her tür metni çevirmeye çalışması çeviri ile ilgili herkesin sorunu… Ve umarız bu sorun birinin hayatının alt üst etmez veya tamamen sonlandırmaz…

Biz medikal çevirmenler olarak önümüzdeki günlerde bunun tedbirini alıp gereğini yapacağız anca ya diğer alanlardaki meslektaşlarımız ne yapacak onu bilemeyiz…

Unutulmasın ki bizler, yani gerçek ve deneyimli medikal çevirmenler, yıllardır çalışarak geldiğimiz noktayı ve prestijimizi, bilgi ve profesyonellik düzeyi belirsiz birtakım kişilerin vicdanına emanet edecek değiliz.

Filoloji Bölümleri olmasaydı… Bu ülkede çeviri YA-PI-LA-MAZ-DI

Mutlaka böyle bir kanıya nasıl vardığımızı soracaklar hatta belli ölçüde karşı çıkanlarımız da olacaktır. Ancak, konuyu genel anlamda ele aldığımızda haklılığımızın görüleceğinden eminim açıkçası.

Her şeyden önce belirtmek isterim ki herhangi bir üniversitenin filoloji bölümünden mezun değilim. Esas olarak biyolog ve İngilizce biyoloji öğretmeniyim, ayrıca 1995 yılından bu yana sadece medikal alanda çeviri hizmeti vermekteyim. Bu bilgileri ifade ederken kendimi tanıtmak değil amacım tabiî ki ancak çok severek çevirmenlik mesleğinin bugün ülkemizde var olmasını sağlayan tüm filoloji bölümü mezunlarına minnet duygumuzu medikal çeviri yapan tüm biyologlar adına sunmak istedim açıkçası…

Gelelim böylesi iddialı bir yaklaşımı nasıl geliştirdiğimize… Normal şartlarda, herhangi bir ülkede çeviri eğitimi verilen bölümlerde, bu meslekte akademik çalışmalar gerçekleştirmiş öğretim üyelerinin yetiştirdiği çevirmenlerin ağırlıkta olduğu, kural ve standartları belirlenmiş yani sektörleşmiş bir çeviri piyasasının mevcut olması beklenir. Çeviri eğitimi almış meslek mensuplarından sonra ise sırayı dil hâkimiyeti nedeniyle filoloji mezunu değerli meslektaşlarımızın ve diğer alanlarda uzmanlık sahibi çevirmenlerin alması gerekiyor.

Oysaki tablo ülkemizde oldukça farklıdır. Yabancı dillerden herhangi birisini, hem genel dilbilgisi hem de edebiyatı anlamında filoloji bölümünde eğitim görerek öğrenen değerli filolog meslektaşlarımız, doğal olarak kazandıkları donanımı hayata geçirecekleri bir alana yöneliyorlar. Bu alanlardan birisi de doğal olarak çeviri sektörü daha doğrusu ülkemizde sektörleşememiş ucube çeviri piyasası oluyor ülkemizde.

Ortaya koyduğumuz iddianın gerçekliği de işte burada ortaya çıkıyor. Filoloji bölümü mezunları ve öğretim üyeleri, çeviri bilim bölümlerinde normalde görevli olması gereken akademisyen ve mezunların yerini dolduruyorlar. Örneğin, mütercim-tercümanlık alanındaki fakültelerde, mesleki olarak belli bir yere gelmiş veya akademik çalışmalar yürütmüş çok az sayıda öğretim üyesi var, onların doldurması gereken boşluğu ise bugün filoloji mezunu öğretim üyeleri dolduruyor. Bu bilgiyi, isteyen teyit edebilir.

Sektörleşememiş çeviri piyasasına gelince, mütercim-tercümanlık bölümlerinden mezun olan çevirmenler dâhil, kendisini bu piyasanın bir üyesi kabul eden herkesin yolu bir şekilde üniversitelerin filoloji bölümlerinden mezun olmuş çevirmen, redaktör ve editörlerle kesişiyor. Çünkü bu piyasaya angaje olup da kendisini çevirmen olarak niteleyen kişilerin çok önemli bir temel eksiklikleri var: temel dilbilgisi altyapısı… Örneğin kendi payıma deneyimli bir medikal çevirmen olarak şahsen Türkçeden İngilizceye yaptığım çevirilerde, herhangi bir hataya imkan vermemek adına, mutlaka İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu bir meslektaşıma – ki bu kişi genelde halen İzmir Üniversitesi’nde görevli olan değerli meslektaşım Evrim Işık oluyor- kontrol ettiriyorum. Çünkü daha önceki başka bir yazımızda da belirtmiş olduğumuz gibi, başarılı çevirinin dört temel ve vazgeçilmez unsuru var; kaynak ve hedef dile hâkimiyet, yüksek çeviri becerisi ve bilgi ve terminoloji anlamında alan hâkimiyeti

Aslında bu açıkladığımız ciddi mesleki yaklaşım, çeviri hizmetini harçlık çıkarılacak bir uğraş olarak algılayanlar ya da çoğu şirketin yaptığı gibi A-4 fotokopi kâğıdıyla aynı kategoride görenler için belki çok fazla anlam ifade etmemektedir ancak çeviri hizmetinin de hâlihazırdaki dağınık haliyle uzun süre devam etmeyeceği aşikârdır.

Sonuç olarak, çeviri hizmetini profesyonel meslek olarak belirlemiş olan tüm değerli meslektaşlarımıza sesleniyor ve diyoruz ki filoloji bölümlerinden mezun olan değerli dostlarımıza her fırsatta minnettarlığımızı ifade etmeli ve çeviri hizmeti alanında gösterdikleri olağanüstü performans ve ciddi çabaların mutlaka farkında olmalıyız.

 

MÜTERCİM-TERCÜMANLIK ÜÇÜNCÜ SINIF ÖĞRENCİSİYİM VE…

Diye başlayıp çeviri sektörüne nasıl adım atabilirim şeklinde devam eden son derece samimi, mesleğine duyduğu saygıyı gösteren o kadar çok sayıda mesajı aldıktan sonra artık bu yazının zamanının geldiği düşüncesi oluştu. Aslında bu tür mesajlar birçok önemli sorunu da günışığına çıkarıyor.

Sektörden çok kitlesel yığılmayı andıran çeviri piyasasında yıllardır bulunmanın sağladığı deneyimlerim ışığında bu sorunların altını çizmek istiyorum.

Ancak her şeyden önce çok net bir mesaj vermek istiyorum. Mütercim-tercümanlık bölümlerine, banka memuru ya da alelade bir meslek sahi olmak için değil, tercüman olmak için giren arkadaşlarım; sizler hepiniz çok değerli birer çevirmensiniz. Üstelik öyle üçüncü sınıf değil birinci sınıf çevirmenlersiniz… Sizleri tanımadığımız halde bundan nasıl emin olduğumuzu soracak olursanız… Önce aynaya, sonra da ders notlarınıza bakmanızı öneririm. Hiç üçüncü sınıf görüntüsü veriyor mu?

Üçüncü sınıf çevirmen yok mu piyasada? Elbette var… “Ben tıp 3.sınıftayım, cep harçlığımı çıkartmak istiyorum, elinizde tıbbi metin var mı diyenler”, çevirmen platformlarına utanmadan “uygun fiyatla çeviri yapılır” diye ilan verenler, o ilanları yayınlayanlar, koca bir üniversitede öğretim üyesi olup ek kazanç için birim fiyatı 1 TL kadar düşürenler gerçekten üçüncü sınıf çevirmenler… İşin üzücü yanı bu kişilere “siz çevirmen değilsiniz” demek mümkün değil çünkü birçoğu da oldukça yetenekli ve başarılı ancak her şeyden gerekli mesleki ahlaka sahip değiller asla.

Bu mesajların kanımca ortaya koyduğu en önemli gerçek kanımca, üniversitelerin ülkemizde hale ileri lise olarak algılanmasıdır. Oysaki tercih edilmiş ve sınavla girilmiş bu bölüme kaydolduğunuzda sizler artık çevirmenlik mesleğine adım atmış oluyorsunuz. Bölümde geçireceğiniz her gün ve kazanacağınız her ileri dil beceri ve tekniğiyle mesleğinizde ilerleme kaydedeceksiniz. Bu noktada üniversitenin en önemli varlık sebebi ortaya çıkmaktadır; üniversite aslında AR-GE yani araştırma-geliştirme faaliyetlerinin yürütüldüğü bir kurumdur. Dolayısıyla sizler çalışmalarınızla, hem kendi çevirmenlik düzeyinizi hem de ülkemizdeki çevirmenlik mesleğinin düzeyini ileri götürme iddiasında olduğunuz için üniversitelerin mütercim-tercümanlık bölümündesiniz.

Sizler bu ülkenin dil alanındaki kahramanlarısınız. Böylesi bir kahramanlık aşk ve tutku ister. İki farklı dile hâkimiyet, kaynak metindeki düşünce ve duyguları algılayıp hedef metne adapte etme isteği ancak bu şekilde ifade edilebilir. Adeta iki farklı dilde çarpan iki ayrı kalp gerektirir. İki farklı kalbin uyumla çarpması da ancak aşk ve tutkuyla olur.

Aynı zamanda, iki dil yani iki farklı kültür arasındaki dil elçilerisiniz. Emin olunuz ki farklı dil ve kültürler arasında elçilik yapılacak daha çok duygu ve düşünce var. Geç kalmadınız çevirmen olmak için… Ancak yapacak daha bir hayli işiniz var.

Tercüme asla sözlükten kelimelerin anlamını bulup yan yana koymak değildir. Her ne kadar Zargan sözlük gibi mükemmel düzeyde online sözlükler mevcut olsa da. Tıpkı tencereye bütün malzemeyi atıp aşçı olunamayacağı gibi…

Mütercim-tercümanlık bölümünü bitiren arkadaşlarınızın bir kısmı bu bölümleri meslek yüksek okulu olarak algıladıkları için bitirdikten sonra banka şubelerinde veznedarlık ve müşteri temsilciği yapıyorlar. Bu görevler anlamsız ve basit mi? Hayır değil tabii ki… Ancak, mütercim-çevirmenlik bölümünü bitirenlerin gideceği yerler de değil…

Nasıl ki “ben bilim adamı yetiştiren bir fakültede araştırma yapıyorum şimdilik ama henüz bilim adamı değilim” diyemezseniz, “çevirmenliğe nasıl atacağız” diye düşünmeniz de gereksiz… Belki ancak abartılı bir tevazu örneği… Zaten o doğrultuda hem de oldukça sağlam bir adım atmışsınız.

Sizler, sahip olduğunuz büyük istek ve heyecanın etkisiyle girdiğiniz bölümlerinizde, farklı çeviri teknikleri, yöntemler ve en önemlisi kendinizi geliştirmek için gereksinim duyacağınız farklı metin kaynaklarına ulaşabiliyorsunuz. Üstelik sizi yetiştiren değerli öğretim üyelerinin çoğunluğu filolog ve bu durum sizler için inanın büyük bir şans ve ayrıcalık. Çünkü filoloji bölümü mezunu değerli öğretim üyeleri, dil ve çeviri yeteneği kazandırmak için gerekli altyapı ve deneyime bu anlamda herkesten daha fazla sahipler.

Üniversitelerin çevirmen yetiştiren bölümlerinde okuyan ve yeni mezun olan değerli meslektaşlarım; ülkemizde çeviri ile ilgili oluşmuş bu ucube ve standartlarına hala kavuşamamış piyasayı, sahip olduğunuz niteliklerinizle düzene sokun, gerekirse baştan yaratın. Ki çeviri harçlık çıkartılacak bir alan olmaktan kurtulsun artık.

İnanın sizin için sandığınızdan daha kolay olacak.

Ümit Yakup Dural

Medikal Çevirmen

ÇEVİRİDE DENEYİM KAZANMA SÜRECİ

Çevirmenlerin, çeviri işletmeleriyle çalışma ilişkisi kurma aşamasında karşılaştıkları önemli sorulardan birisi de sahip oldukları deneyimdir. Çeviri işletmelerinin ise müşterilerine zamanında ve kusursuz hizmet verme sorumluluğu taşıdıkları için deneyimsiz çevirmenlerle çalışma şansları yoktur. Zorlu ve masraflı bir süreç sonunda kazandıkları müşteri portföyünü kaybetme riskini alamazlar.

Dolayısıyla, yapılması gereken çeviri becerisi taşıyan değerli çevirmen meslektaşlarımızın farklı yöntemler uygulayarak deneyim kazanmaları ve çeviri işletmeleriyle iletişime geçerek bu deneyimlerini ortaya koymalarıdır.

Çeviri deneyimi kazanmaları için uygulanabilecek yöntemleri iki grupta ele alabiliriz. Şöyle ki;

  • Çeviri işletmelerinin de rol oynadığı deneyim süreci;
  • Çevirmenlerin bireysel olarak yürüttükleri deneyim kazanma çalışmaları

Çeviri işletmeleri bu süreçte çevirmenlere;

  • Farklı metin türlerinden kendi hazırladıkları deneme çevirilerini yaptırabilirler. Deneme metninin iki paragraf veya 1000 karakteri geçmemesi iki taraf açısından da yeterli ve makul olacaktır. Bu yöntemin özelliği, çeviri işletmelerinin kendi çeviri stiline uygun çevirmenlerle buluşmalarını ve işbirliği yapmalarını sağlamasıdır.
  • Çeviri işletmeleri, “outsourcer” olarak nitelediğimiz çeviri hizmeti alacak kişi ve kurumların hazırladıkları deneme çevirisi metnini çevirmenlere yönlendirirler. Çevirmenlerden gelen geribildirimler doğrultusunda da uygun çevirmenlerle çalışırlar. Böylece, deneme çevirisi uygun bulunmayan çevirmenler bile farklı müşteri ve metin türleri ile karşılaşmış olurlar.

Her iki durumda da, herhangi bir müşteri kaybı söz konusu olmadığı gibi, tersine hem müşteri memnuniyeti sağlanmış çeviri firması da hem de çevirmen hakkında belli bir fikir edinme şansı bulmaktadır. Bu husus çok önemlidir çünkü diğer bir çevirmenin deneme çevirisi farklı üslup, terminoloji ve yaklaşım nedeniyle tercih edilmiş olabilir. Dolayısıyla, farklı tarzda yaklaşıma sahip müşterilerin beklentilerini diğer deneme çevirilerini veren çevirmenlerin karşılamaları da mümkündür. Bu noktada, dikkatlerinizi özellikle deneme çevirilerinin “beğenilmesi” değil “tercih edilmesi” ifadesine çekmek isterim.

Çeviri deneyimi kazanma sürecinde bireysel olarak uygulanabilecek yöntemleri de başka bir yazımızda paylaşacağız.

DENEME ÇEVİRİSİ

Çeviri piyasasında, çevirmenlerin düzeyini ve çeviri alanıyla ilgili becerisini belirleme yöntemlerinden birisi de deneme çevirisidir.

Ancak deneme çevirisi yöntemi son dönemde maalesef birtakım olumsuz uygulamaların odağı olmuştur. Çevirmenlerin düzey ve ilgili alandaki becerilerini ölçmeye yönelik olarak değil emeklerini sömürmek amacıyla kullanılmaktadır. Metinler parçalara ayrılmakta ve çevirmenlere “deneme çevirisi” olarak gönderilip çevirisinin yapılması istenmektedir. Daha sonra çok sayıdaki çevirmene yaptırılan metinler birleştirilmekte, böylece metin çevirmenlere ödeme yapmadan emekleri sömürülmektedir.

Bu tür emek ve bilgi sömürüsüne imkan vermemek adına, deneme çevirisinin gerektirdiği birtakım standartlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

Bu standartlar;

  • Deneme çevirisi en fazla 1000 karakter veya iki paragraf uzunluğunda olmalıdır.
  • Çevirmenin ilgili konudaki bilgi ve yeteneğini ölçer nitelikte olmalıdır.
  • Bütün çevirmenlere aynı metnin gönderilmiş olması gerekmektedir. Bundan emin olmak için deneme çevirisinin diğer çevirmenlere de gönderildiğini gösteren ileti yeterli olacaktır.
  • Deneme çevirisi beğenilen çevirmene, sonradan çevirisi yapılacak metinle birlikte, deneme çevirisinin ücreti ödenmelidir.
  • Deneme çevirisinin beğenilmediğinin ifade edildiği durumlarda, mutlaka beğenilmiş olan metnin ibraz edilmesi gerekli ve önemlidir.
  • Deneme çevirisi isteyen firmadan, bu gereklilikleri ifade eden ileti gönderilmeli ve teyidi istenmelidir.

Böylelikle, çevirmenlerin bilgi ve emekleri, birtakım kötü niyetli kişiler tarafından sömürülmeyecektir.

Deneyimli bir çevirmen olarak belirtmiş olduğum hususların, değerli meslektaşlarıma ışık tutacağını umuyorum.

http://www.onlinetercumanlik.com/blog/2011/04/deneme-cevirisinin-standartlar/

PROFESYONEL ÇEVİRMENLİK ÜZERİNE

Önceki bloğumuzda profesyonel çevirmenlik ve çeviri profesyonelliği ile ilgili olarak genel bir değerlendirme yapmış, çeviri alanında profesyonellik denilince sadece bu hizmet karşılığında maddi kazanımın anlaşılmasından dolayı aslında profesyonel çevirmenliğinin birçok gereğinin göz ardı edildiğini belirtmiştik.

Ülkemizde profesyonel çevirmenliğin tam anlamıyla belli bir standarda oturmuş olmamasının beraberinde birçok sorunu da beraberinde getirdiğini, bu konuda şikâyetçi olması gerekenlerin aslında bu durumu kabullendiğini hatta kendileri için avantajlı bulduklarını belirtmiştik.

Belirtmiş olduğumuz sorunların başında tabii ki çeviri birim fiyatına ilişkin hususlar geliyor. Konular diyoruz çünkü bir çeviri firmasıyla çevirmen arasındaki iletişimde akla ilk gelenin birim fiyat olması aslında belki de taraflar arasında belli bir saygınlığın tesis edilip korunmasını imkânsız hale getirebilmektedir.

Bu noktadan hareketle, deneyimlerimiz ışığında gerçek anlamda profesyonel çevirmenliğin sağlıklı bir şekilde gelişip korunması için yararlı olduğuna inandığımız birtakım prensipleri ortaya koymak istiyoruz.

Umarım size değerli meslektaşlarımız da değerli deneyimlerini aktarır ve maalesef sektör haline gelmemekte ısrar eden bu mesleki alana (!!!) katkıda bulunurlar.

Çeviri hizmeti verirken kazandığım ve çeviri alanını (sektör diyemediğim için böyle ifade ediyorum) takip ederken gözlemlerimden sağladığım notlara ve düşüncelere çoğu meslektaşımın sahip olduğuna eminim. Aşağıdaki bilgilerin daha fazlasına gereksinim duyuyor bile olabilirim. Ancak bir tek hususla bile faydalı olursam ne mutlu bana… Vermeye çalıştığım mesajlara da bu gözle bakmanız dileğiyle…

  • Öncelikle, çeviri alanında hizmet vermemizi sağlayan öğrenim durumumuzu, sizi bu mesleği seçmeye yönlendiren temel motivasyonu, sizi diğer çevirmenlerden farklı kılan ve öne çıkaran özelliklerimizi, temel teknik becerilerimizi (yazılım ve program anlamda) ve sosyal niteliklerimizi, çalışma beceri ve prensiplerimizi, iletişim bilgi ve opsiyonlarımızı içeren zengin ve anlamlı bir içeriğe sahip CV hazırlamalıyız. CV konusunda geniş bilgi edinebilecek birçok kaynak olduğundan bu hususta daha fazla ayrıntı vermeye gerek yok sanırım.
  • Çeviri piyasasında iletişim büyük ölçüde msn ve kısmen yahoo ile yürüyorsa da ciddi kuruluşların gmail ve son dönemde skype aracılığıyla iletişime saygı duyduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum. MSN de merhabalaşırken bile kolayca kaybedilen vakit google talk gibi yazılımlar genelde akademisyenler ve yüksek çalışma disiplinine sahip kişi ve kuruluşların tercih ettiği iletişim seçeneklerinde kazanılabilmektedir. Bundan dolayı CV ve diğer iletişim seçeneklerinizi belirtirken gmail ve skype adreslerinizi ve mail uzantılarını öncelikli vermeniz, msn ve yahoo messenger gibi seçenekleri ise sonraki sıralarda veya istendiğinde sunmanızı öneririm.
  • Herhangi bir çeviri firmasından sizinle çalışma isteği geldiğinde ise, birim fiyat hususuna değinmeden önce sizinle muhatap olan firma yetkilisinin konumunu, eğitimini, size ne şekilde ulaştığını, çevirmen olup olmadığını veya çeviri süreci hakkında ne ölçüde deneyim sahibi olduğunu, firmanın genel potansiyelini, internet sitesinin adresini ve vergi numarasını öğrenmenizde fayda vardır. Çünkü çeviri sürecini yaşamamış bir kişi ne kadar iyi yönetici olursa olsun sizi anlayamayabilecektir. Ayrıca bu çeviri firmasıyla ilgili olumlu çalışma ilişkisi deneyimi olan çevirmenlerin iletişim bilgilerini istemeniz sizi firmanın nezdinde daha farklı kılacaktır. Ciddi bir firma bu bilgileri vermekte asla tereddüt etmeyecektir. Bu bilgileri paylaşmasa bile, firmanın bu istekleriniz karşısındaki tepkisi size firmanın ciddiyeti ve kurumsallığı konusunda doğru fikir verecektir.
  •  Çeviri veya danışmanlık firmalarıyla olan ilişkinizde muhatabınızla her zaman ölçülü ve saygılı bir iletişim kurup korumalısınız. Bu anlamda vereceğiniz taviz daha sonraki dönemlerde daha farklı tavizleri gündeme getirebilecektir.
  • ·  Çeviri firması hakkında olumlu bir izlenim edindiyseniz, ödeme prosedürünü de kesin olarak netleştiriniz ve ilk işinizdeki ödemenizin yarısını peşin alınız. Çalışma ilişkinizin daha sonra da devam edeceği kesin olduğunda mutlaka bir anlaşma yapın ve bu anlaşmada mutlaka gizlilik anlaşması, çeviri ödeme süresi ve bu süre aşıldığında firmanın ne kadar miktar ödeyeceği belirtilmiş olmalıdır. Genelde çeviri piyasasında bu tür anlaşmalar çok sık yapılıyor olmasa da, sizin bu teklifi götürmeniz, firma nezdinde profesyonellik konusundaki titizliğinizin göstergesi olacaktır. Bunun yanında, çevirinin teslim tarihi konusunda size anlayış göstermemesi durumunda, sizin de ödemenizi almanız konusundaki bir gecikmenin onlara farklı yükümlülük getireceğini bilmelerini sağlayacaktır. Ayrıca, firmaya ödeme yapmaması durumunda prestij konusunda sıkıntı yaşayacağı konusunda fikir verecektir.
  • ·  Çeviri firmasına değil de kişilere çeviri hizmeti verecekseniz, öncelikle kişisel bilgilerini alıp teyit ediniz. Bunun da ötesinde, mümkün olduğu ölçüde, ücretin yarısını peşin alınız ve yarısını yaptığınızda gönderip çeviri hakkındaki temel kanaatini öğreniniz. Çünkü terminolojik olarak sürekli tekrar eden bölümlerde kullanımı istenmeyen kelimelerin varlığı veya tercih edilen kelimelerin eksikliği, çeviri kalitesi konusundaki beğeniyi azaltacaktır. Oysaki yarısı bittiğinde alacağınız değerlendirme ilk yarıdaki terminolojik hata ve tercihlerinin sonraki yarıda devam etmemesini sağlayacak hem de çevirinin nihai kalitesi konusunda sorun yaratacak hususların en başta bertaraf edilmesini sağlayacaktır. Çevirinin ilk yarısı ile ilgili olarak olumlu bir değerlendirme aldığınız takdirde kalan yarısının ödemesini alıp çeviriye devam etmeniz saygınlığınıza katkıda bulunacak, ilgili kişiye de metninin çeviri sürecinin sağlıklı yürüdüğüne dair olumlu fikir verecektir. Meydana gelen bu olumlu iletişim size kalan bölümde daha rahat bir psikolojik çalışma ortamı sağlayabileceği gibi, başarılı bir çalışmanın getireceği olumlu referanslara da zemin hazırlayacaktır.
  • ·  Bu arada çevirisi yapılacak metnin sorumluluğunu almadan önce, acele etmeden, baştan sonra mutlaka okuyunuz. Çünkü metin daha önce çeviri yaptığınız dosyalara benzemiyorsa, orijinal metinde çeviriye sorun olarak yansıyacak düzensizlikler varsa bu tür metinleri almamaya gayret ediniz.
  • ·  Birim fiyatınız belirlerken sahip olduğunuzu düşündüğünüz çeviri kalite düzeyine göre mantıklı bir birim fiyat belirleyiniz ve bu konuda taviz vermeyiniz. Özellikle “piyasa böyle” mantığına asla boyun eğmeyiniz çünkü piyasa şartları sizin düzeyinizi bilemeyeceği için hak ettiğiniz ücreti vermeye asla yanaşmayacaktır. Ayrıca bu piyasayı da hak ettiği ücreti isteme cesaretine sahip diğer çevirmenler oluşturmuştur.
  • ·  Türkiye’deki piyasada hakkınız olan birim fiyatı alamasanız da yurtdışındaki çeviri işletmeleri mutlaka çeviri düzeyinize uygun ücreti mutlaka vermektedir. Çeviri düzeyinize uygun ücreti isteme konusunda mutlaka ısrarcı olunuz.
  • ·  Yurtdışındaki müşteri ve çeviri firmalarının yakın takip ettiği; www.proz.com www.translatorscafe.com www.gotranslators.com www.linkedin.com ve TURENG FORUM  gibi ciddi platformlara mutlaka üye olunuz. Bu sitelerdeki forumlara katılınız, görüş belirtiniz, çeviri yardımı istendiğinde mutlaka “iyi bildiğiniz durumlarda” yardımcı olarak KUDOZ PUAN kazanmaya gayret ediniz. Özellikle www.proz.com dan bulduğunuz işlerde başarılı olduktan sonra mutlaka WWA (WILLING WORK AGAIN) yani yeniden çalışma isteğini kısmına hakkınızda olumlu referans yazılmasını isteyiniz. Çünkü yurtdışında ve Türkiye’deki az sayıdaki CİDDİ firma çevirmen seçimlerinde bu konulara itibar etmektedir. Bu tür seçkin sitelerdeki görüş paylaşımı ve iletişimleriniz sizlere ciddi maddi kazancı da beraberinde getirecek yüksek pretij kazanma imkânı sağlayacaktır. Bu sitelerde ayrıca yüksek performans gösteren kişileri izlemeye alınız ve olumlu iletişim kurunuz. Unutmayınız ki bu gibi sitelere üye olmuş çeviri firmaları ve müşterilerin (outsourcer) gözünde değerli ve seçkin çevirmenlerin listesinde de ancak iyi çevirmenler bulunur. Bundan dolayı böylesi değerli meslektaşlarınızı arkadaş listenize alınız ve onların listesine giriniz. Size mesleki katkı sağlamayacak kişileri ise asla arkadaş listenize almayınız.
  • Yukarıda belirttiğimiz sitelere üye olurken temel bilgilerin yanı sıra mutlaka becerilerinizi ve sizi farklı kılan, müşteri gözünde öne çıkaracak özelliklerinizi içeren RESUME adı verilen bir özel tanıtım metni hazırlayınız.
  • Bütün bu çeviri platformlarının yanında mutlaka düşük veya 0 maliyetli bir kişisel internet sitesi edinmekte büyük fayda bulunmaktadır. Bu sitenin “blog” tarzında bir site olmasından kaçınınız çünkü blog kurumsallık arayan özellikle yabancı müşteri ve kuruluşların gözünde mesleki sayılmamaktadır. Sitenize özeniniz ancak bahsedilen özen yüksek maliyetle değil sadece size ve üslubunuza özgü bir anlatımla ilgilidir. Maliyetli bir site bütçenizi, özgün anlatımlarınız ise çeviri beceri ve potansiyelinizi gösterecektir. Siteniz istediğinizde güncellenebilir nitelikte olmalıdır. İnternet sitenize yapmış olduğunuz çevirilerden “gizlilik unsuru taşımayan” çevirilerinizi ilgili kişilerin de yazılı onayını alarak önemli gördüklerinizi koyabilirsiniz. Ayrıca çeviri ve bilim dünyasında ciddi kuruluşlardan haberleri, yararlı MESLEKİ LİNKLERİ koyabilirsiniz. Sitenizin çeviri beceri ve ciddiyetinizi, ayrıca ücretlendirme konusundaki titizliğinizi yansıtmasını sağlayabilirsiniz. Her türlü iletişim bilgisini sitenize koyabileceğiniz gibi, daha önce belirtmiş olduğumuz ciddi platformlardaki profil sayfanıza da hosting sağlayıcınızdan alacağınız bir e-posta adresinizi koymanızda yarar bulunmaktadır. Böylece hakkınızda bilgi edinmek isteyen kişilerin sitenizi ziyaret etmesini sağlamış olursunuz. Sitenize bilinen ve takip edilen sosyal paylaşım platformlarına anlık senkronizasyon sağlamanız da ayrıca belirgin bir katkı sunacaktır.
  • Bunun yanında unutmamalısınız ki belirleyeceğiniz birim fiyatı artırmanız ancak yıllar içinde belli bir oranda olacağı için birim fiyatınızı ilk aşamada doğru belirlemeniz ileride doğacak büyük kayıpların önüne şimdiden geçecektir.
  • Çeviri, kontrol ve redaksiyon hizmetlerinin karşılığı her zaman farklıdır. Örneğin başka bir çevirmenin yaptığı çeviriyi kontrol etmek ve düzeltmek, çeviriyi baştan yapmaktan her zaman daha zordur. Dolayısıyla daha fazla ücreti gerektirmektedir.
  • Özellikle çeviriye yardımcı yazılımların kullanıldığı projeleri kabul etmeden önce çok dikkatli incelemeden proje veya dosyayı kabul etmeyiniz. Çünkü veritabanının olduğu bölümlerden bu gibi yazılımların kullanıldığı dosyalarda para kazanamazsınız, buna karşılık bu hatalı veritabanını düzeltmek durumunda kalırsınız. Boşuna emek ve zaman harcamış olursunuz. Böyle dosyaları önceden inceleyerek hata oranı yüksek veritabanı olan dosyalarda hatalı kısımları sildirdikten sonra “match” raporu aldırınız ve proje sonunda alacağınız ücretin adil hesaplanmasını sağlayınız.
  • Redaksiyon ücretlerinin çevirinin de üstünde olduğunu aklınızdan çıkarmayınız.
  • Çeviri dosyasını kabul etme aşamasında mutlaka takip edilmesi gereken bir terminoloji olup olmadığını öğrenip gerekirse bu tip dosyaları karşı taraftan talep ediniz. Ayrıca kullanılması istenmeyen veya özellikle istenen terminoloji hakkında özellikle bilgi isteyiniz. Bu konularda soru sormak sizin sorumluluğunuzdadır. Çünkü başarısız bir çeviri performansı durumunda sizin meslek hayatınız riske girecektir.
  • Çeviri hizmeti vereceğiniz kişi ya da kuruluşlardan başarılı çeviri hizmeti sonrasında referans mektubu talep edeceğinizi ilk başta belirtip bu konuda anlaşma sağlayınız. Başarısız bir çeviri performansı durumunda nasıl zor durumda kalma riskiniz söz konusuysa, başarılı performansın karşılığı da maddiyatın çok daha ötesinde başarılı bir referans mektubudur. Sözlü referansı yeterli görmeyiniz.
  • Üzerinde anlaşma sağladığınız her hususu açık ve net bir şekilde anlaşma ya da protokolünüze ekleyiniz ve güvenilir bir noterden onaylatıp bir örneğini alınız.
  • Yeminli çeviri hizmetlerinde çevirmenlere tanınan yasal çeviri ücretini mutlaka isteyiniz. Ayrıca hacimli işlerde yeminli çevirmenlerle noterler arasında özel anlaşmalar yapıldığını da biliniz.
  • Aldığınız çeviriyi teslim tarihine göre parçalara bölüp gün başına düşen kısmı mutlaka yapınız. Mümkünse her gün yapılan işi ertesi gün gönderip sonra devam ediniz. Böylece son günlerde doğabilecek bir aksilik durumunda hem çeviri firması kalan zor durumda kalmaz hem de siz yaptığınız bölümün ücretinden mahrum kalmazsınız. Ayrıca yukarıda belirttiğimiz gibi, bu yöntemle terminoloji ve diğer çeviri özellikleriyle ilgili olumsuzlukları çeviri sürecinin içerisinde düzeltme imkânı bulabilirsiniz.
  • ·  Çalışmanız sırasında mümkün olduğunca verimli bir çalışma ortamı sağlayınız. Yatak, sofa gibi bilinçaltına uyku ve dinlenmeyi sunan maddelerin bulunduğu ortamları tercih etmeyiniz. Pijama ve eşofman gibi rahatlık veren giysiler yerine düzgün bir ev elbisesi giyiniz. Kısacası, serbest çevirmenliğin aslında SSK ve belirli maaşınızın olmadığı, buna karşılık da ofis ortamına gitme ve istemediğiniz işi almama seçeneğinin olduğu, bunun dışında profesyonelliğin ve çalışma disiplininin bütün unsurlarının bulunduğu aynı zorluktaki bir çalışma statüsü olduğunu aklınızdan çıkarmayınız.